“en değerli hayalimdin sen,: kendini yıktın!…
elden çıkarmak istemediğin gerçekler vardı,herhalde: bir yarım-yamalak felsefecinin hayali olmak ise, istemedin. oysa, onun, yaşamında bir kez olsun gerçekleştirdiği, gerçek hale getirebildiği tek hayali olabilirdin - hatta sanıyorum , bunu istiyordun da… hayalden gerçekliğe giden yoldaki adımı atmadın - “kaçtım” dedin…
işte: kaçtığın kendindi - belki de, benim gerçekleşen hayalim olabilseydin, kendi en yoğun gerçekliğin de olabilirdin…
kim bilir, artık - geçti…”
yan yana yürümeyelim diye dar yapılmıştı kaldırımlar
ve yine yan yana yürümeyelim diye dar kafalıydı insanlar
ve sırf dardı diye kafalar düşünmeyi bırakıp sevmeyi denedik
sarılmak yakar bizi deyip, aşkı hep uzaktan sevdik!
…insanlar birbirlerini tanımanın ne kadar güç olduğunu bildikleri için bu zahmetli işe teşebbüs etmektense, körler gibi rastgele dolaşmayı ve ancak çarpıştıkça birbirlerinin mevcudiyetinden haberdar olmayı tercih ediyorlar… — kürk mantolu madonna (via minervaesta)
“…inanmalısın bana. hatırlasana:
karın diye tanınmanın ne büyük şeref
ne kutsal bir ünvan olduğunu bildiğim halde,
istemedim seninle evlenmeyi…
metresin olmak benim için daha çekiciydi.
çünkü özgürlüktü.
evlilik bağları ticari bir anlaşma gibi,
gereksiz yere bağlıyor insanları.
“karı” lafından nefret ediyorum,
metresin olarak pekâlâ da yaşar, giderdim.
köpeğe tasma takmasan da,
sadakatı bağlar onu sana.
bilirsin ki isteyerek kalmaktadır yanında.
işte ben de bu özgürlüğü istiyordum.
beni seçtiğini, sana olmasa bile, tüm dünyaya
hem de kendime kanıtlamaktı dileğim.
bugün artık sana yazmayacağım sevgilim.
yarın yazarım yine.
-bak, benim kadar korkmasan da belirsizlikten,
kuşkulu sözler söylemiyorum.-
aşkımı anlatmaya sözcükler yetmeyince,
sessizliğin anlamı artıyor.
sessizliğim kucaklasın seni,
benim kucakladığım gibi.”
zor, çok zor. ama başka bir yolu yok bunun. insanın söylemek isteyip de hani söyleyemediği sözler vardır ya. hani kanser gibi, böyle büyüdükçe büyüyor… büyüdükçe büyüyor… anladın mı? seni gördükten sonra, sen öyle büyüdün ki içimde her yanım sen oldu. anlıyor musun? sonra ben sensiz olamadığımı anladım. yalanlar söyledim sana, bissürü yalan söyledim sana, evet. bu yalanlar öyle büyüdü ki kaçıp gideceğinden korktum. hep böyle bir korku vardı içimde. işte sen içimdeki o korkuydun. senin yanında mutsuz olmaya bile hazırdım ben. hani dünyaları verseler, anladın mı, dünyaları verseler vazgeçmem derler ya, öyle olmuyormuş işte. o kadar basit değilmiş. birinin çıkıp başkalarını düşünmesi gerekebiliyormuş yani, anladın mı? onların mutluluğunu, sevgilerini, acılarını… ne bileyim. bazen sevmek, fedakarlık yapmayı gerektirebiliyormuş. anlıyor musun? ben seni hep beklerim. bir saat de beklerim, bir ömür boyu da beklerim.
beziman sordu: ben şimdi sana soru soracam. sana kart atmak için adresin lazım ya bende adresin yok :/ öyle yani ...
oy ben sana oleyim cok ozledim seni telefonun cekmiyo bi kac defa aradim seni baska numaran varsa benim noya mesaj at ben seni ararim la zenginim :p
Anonim sordu: aşık mısın?
asikim da asikim :p
Kareografi böyle olur! #istanbul #galatasaray #arena #landspace (Taken with instagram)
Maç beklerken. #arena #galatasaray #istanbul (Taken with instagram)
#istanbul #istiklal #beyoglu #cadde #landspace (Taken with instagram)
vapur… #kadikoy #haydarpasa #landapace #istanbul (Taken with instagram)